26 Mart 2015 Perşembe

SONUÇ: Düzenlilik, Mantık ve Bilim

                   Düzenlilik, Mantık ve Bilim











Bu bölümün “Kâinat Modelleri” başlıklı kısmında, temel unsurları mantık diliyle birbirinin “değili” (zıddı) olan başlıca iki farklı ana evren modelinin tanımlanabileceği belirtilmişti. Burada tamamlanan bu bölümde; iki ana evren modelinin üçüncü önermelerini, bilimin verileri ile test etmiş olduk. Bu test işlemine esas olan akıl yürütme şeklini temsil eden mantıksal çıkarım kalıbına Prof. C. Yıldırım’ın; “Mantık: Doğru Düşünme Yöntemi” adlı kitabında da yer verilmiştir. C. Yıldırım, öncülleri, kitabımızın bu bölümünde ele aldığımız veriler türünden olan sözkonusu çıkarımı, “karmaşık ve üst düzeyli bir düşünme ve akıl yürütme örneği” olarak niteler:
Evrenimizin Tanrı tarafından desenlenip, gerçekleştirildiğini kesin matematiksel yöntemlerle ispatlayabiliriz: Cebinize birden ona kadar numaraladığınız on tane madeni para koyduğunuzu ve elinizi cebinize sokup, bunları iyice karıştırdığınızı düşünün. Şimdi paraları birer birer cebinizden çıkarın ve üzerindeki rakamı okuyup, tekrar cebinize koyun. Matematiksel olarak biliyoruz ki, ilk çekilişte 1 rakamı ile işaretli paranın çıkma ihtimali 1/10’dur; 1 ve 2 numaralı paraların art arda çıkma ihtimali 1/100; 1, 2, ve 3 rakamlı paraların bu sıra içinde çıkma ihtimali 1/1000 dir. Birden ona kadar numalandırılmış olan tüm paraların aynı sıra içinde çekilme ihtimali “on milyarda 1” gibi kabulü güç bir değere düşer. Aynı şekilde, hayatın gezegenimiz üzerine ortaya çıkması o kadar çok şartın bir araya gelmesine bağlıdır ki, bunun şans veya rastlantı ile oluşabileceğini söylemeye hemen hemen imkân yoktur. Dünya, ekseni etrafında 1.000 mil hızla dönmektedir. Bu dönüş saatte 100 mil hızla olsaydı, gündüz ve gecelerimiz şimdikinden 10 kat daha uzun olur, gündüzleri güneş tüm bitkileri kavururken, geceleri de geriye kalan şeyler, soğuktan donup kalırdı. Öte yandan, güneşin yüzeyindeki sıcaklığın 5.000˚C den daha yüksek olduğu göz önünde tutulursa, bu “cehennemi ateş” küresinin dünyadan uzaklığının tamı tamına bizi yeterince ısıtacak, fakat yakmayacak kadar olduğu görülür. Yerküre, güneşten şimdiki ışınımın ancak yarısını alsaydı bir anda donmaktan, iki katı kadarını alsaydı bir anda kavrulmaktan kurtulamazdık. Dünyanın yörünge düzlemi ile ekvator arasındaki 23 derecelik açı, mevsimleri mümkün kılmaktadır. Eğer bu eğiklik olmasaydı, okyanuslardan yükselen buharlar güney ve kuzeyde buz kıtaları meydana getirirdi. Gene, ay dünyamıza şimdiki uzaklıkta değil de 50.000 mil uzaklıkta bulunsaydı, okyanuslardaki gel-gitler öylesine büyük olurdu ki, tüm kıtalar günde iki kere su altında kalır, erozyon dağları bile silip, süpürürdü. Yerkürenin kabuğu, çok değil 3-4 metre daha kalın olsaydı, atmosferde hiç oksijen kalmayacağından, solunum faaliyetleri mümkün olmazdı. Okyanusların biraz daha derin olması halinde de, havadaki karbondioksit ve oksijen bütünüyle emilir ve tüm bitkiler yok olurdu. Bu ve buna benzer birçok örnek gösretiyor ki, hayatın gezegenimiz üzerinde şans veya rastlantı sonucu oluşmasına milyarda bir bile imkân yoktur.
Bu uzunca metin bir tek sonucu, Tanrı’nın var olduğu sonucunu ispatlamaya çalışmaktadır. Argümanı kısaca şöyle dile getirebiliriz:

Eğer Yüce bir Tanrı olmasaydı, evren böyle mükemmel bir düzende olmayacaktı.
Oysa, evren mükemmel bir düzen içindedir. .
O halde, Yüce bir Tanrı vardır.” 21

C. Yıldırım, bu çıkarım kalıbını “mantıksal yönden geçerli” olarak niteledikten sonra, sonucun da doğru sayılabilmesi için öncüllerin doğru olması gerektiğini ekler. Bu öncülleri oluşturan veri ve bulgular, bilimsel araştırmaların tüm çevrelerde kabul gören güvenilir sonuçlarından ibarettirler. Bu kitabın üçüncü ve dördüncü bölümlerinde bu türden verilerin birçok başka örneğine de yer verilmiştir. Ve her geçen yıl, yeni bilimsel araştırmalar sonunda bunlara başkaları da eklenmektedir. Zaten yukarıdaki çıkarımın öncüllerinin yanlış olduğunun söylenmesi, kâinatta bir düzenlilik bulunmadığını, dolayısıyla bu düzenliliğin ifadesi olan “bilim”in de mevcut veya mümkün olamayacağını söylemek anlamına geleceğinden, asılsız ve geçersiz bir iddiadan öte birşey olmayacaktır..


















Hiç yorum yok:

Yorum Gönder